KLASİK OLMAYAN ÖZGEÇMİŞ
Bu denemede kendi üzerimden yola çıkarak kafamda aşamadığım çıkmaz sokakları, kalem çabukluğu ile görünmez yapacağım.
1.AŞAMA:Ben kimim kimleri temsil ettiğimi düşünüyorum?
Ben Akdeniz iklimi ile Anadolu kültürünün harmanlandığı ne büyük ne de küçük denilebilecek bir ilçede büyüdüm.Adana’nın Ceyhan ilçesinde yani büyük şair Ahmed Arif’in deyimiyle:’’Sıcağında sabır taşları çatlar/Çatlamaz ırgadın yüreği’’
Ben çocuktum,sokaklarda oyunlar oynadım,uçurtmalar uçurdum,çocukluğu yaşadım.Gençtim okul sıralarında, gidecek bir sineması bile olmayan.Akşam 9da hayat biter, sokaklar tehlikeli olurdu.Ne sevdiğinle gözlerden uzakta el ele yürüdüm, ne de bilgisayar başında sohbet odalarında sabahladım.Elimde kitaplarım vardı fakat benim.Sevdam kitaplardakine benzemeliydi.Gururla andığım, severek ve isteyerek örnek aldığım büyük adamlar vardı önümde.Yaşar Kemal’in İnce Memed’iydim uzun gecelerde ve karanlıklarda Torosları izlerken.Orhan Kemal’in Arkadaş Islıkları’nda buluyordum kendimi dostları beklerken sokak başlarında.Yılmaz Güney’in başkaldırısıydım haksızlıklara karşı.Muzaffer İzgü’nün yüzlerde bıraktığı tebessümse, sevdiklerimin yanında.Gözlerimi kapattığımda Abidin Dino çiziyordu göz kapaklarımın içini uykuya varan yolda.
2.AŞAMA:Ustaların izinden İstanbul!
İstanbullular bilemezler bu şehre duyulan platonik aşkın nasıl bir his olduğunu.Uzaktan uzaktan, fotoğraflarla, kitaplarla,televizyonla…İmrenerek, kıskanarak, korkarak, imkansızlıklarla nasıl sevilir bu şehir, bilemezler.Meyhane kültürünü kaptıktan sonra gelip de boğazı görmek neler hissettirir insana…
Ben dershanedeki matematik öğretmenimden etkilenerek birçok arkadaşımla beraber istatistik bölümünü tercih ettim.Aklımda Ankara’da okumak vardı.Tıpkı annem ve babam gibi.Kardeşim acaba neler hissedecekti ‘’Ankara’dan abim gelmiş’’ isimli parçayı dinlerken?
İstanbul içten içten arzuydu.Gerçeklerde ise korku.Anadoluda büyümüş her genç İstanbul’da olmaktan bir parça korkar.Çünkü bu şehir yabancıdır, cazibeli bir şekilde ürkütücüdür.
Olanlar oldu sonuçlar açıklandığında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstatistik Bölümü.
3.AŞAMA:Adaptasyon, uyum sağlamak.
Kayıt için İstanbul’da hayatımda ilk kez olmak üzere yalnız başıma geldim.Ailem her zamanki gibi kendi işimi kendim halletmem gerektiğini düşünmüştü.-Beni böyle yetiştirdikleri için onlara çok teşekkür ederim.-Ben de kendi yöntemlerimi kullandım.Burada okuyan bir arkadaşımdan yardım aldım.Önce okuluma sonra da devlet yurduna kayıt yaptırdım.
Yurt günleri ilk etapta çok güzeldi.Okula olan 60 dk.lık mesafeyi yolları izleyerek geçirdiğim için hiç de fazla gelmiyordu.Derslerden sonra ve hafta sonları hafiften ürkerek, anayollardan ayrılmamaya çalışarakİstanbul’un her bir karesini ezberlemeye çalışırcasına geziyordum.Geceleri de odada kitaplarıma gömülüuordum.
Voleybol oynamayı çok severim.Yurdun bir de voleybol takımı olduğunu duyunca görmeyin keyfimi.Bu şehir sosyal aktivitelerle doluydu ve ben ne bir sinema ne de bar görmüş biri olarak bunlara oldukça açtım.Sonra yurdun tiyatro kulubüne girdim ve bakış açımı genişletmeye başladım.Zaman oldukça hızlı geçiyordu ve ben hiç farkında değildim.
4.AŞAMA:İsyan!
Ne olduysa buradaki düzeni kanıksamış insanlarla tanışmaya başlayınca oldu.Dünyaya bakış açıları benimkinden tamamen ayrıydı.Yalan, sahtekarlık, dedikodu, fırsatçılık, paraya olan düşkünlük sanki çok normal şeylerdi.İki kelime sohbet etmek istesen brifingler başlıyordu:‘’Bir kız nasıl kandırılır?Kim hangi köşeyi nasıl dönmüş?, En iyi piyasa hangi arabayla, nerde yapılır?’’.Bu insanlar üniversite öğrencileriydi,yani ülkenin yakın geleceği.Daraldım, kaçamazdım.
5.AŞAMA:Çaba!
İnsanlık her geçen gün ahlaksızlık karşısında değer kaybetmeye devam ediyordu.En azından kendimce güzel bulduğum bir şeyler yapmalıydım.Aradığımı da buldum.Bir dernek aracılığı ile Ulus’ta bir ilköğretim okulunda gönüllü kütüphanecilik yapmaya başladım.Ayrıca kütüphanede boş kaldıkça sohbet edebildiğim ihtiyar iki cevher vardı.
Atamızın izinde bugünün küçüğü yarının büyüğü , işlenmesi en hassasiyet gerektiren kıymetli taşların bulunduğu bir maden ocağında gönüllü işçi oldum.1 dönem boyunca, haftada bir gün sabah 6da kalktım.Çok da memnun bir şekilde Cevizlibağ’dan Ulus’a gittim.2. dönem ders saatim ile kütüphane saatinin çakışmasından ötürü kütüphaneyi bırakmak zorunda kaldım.
6.AŞAMA:İnziva, yeniden doğum!
2. dönem işler iyice zorlaştı.Kalabalıklardan kaçtıkça kendimi daha çok onların içinde buluyordum.Yurtta odama kapandım.Kendimi kitaplara, felsefeye ve şaraba verdim.Geceyi kurtaran hep Hayyam’ın rubaileriydi.Saçım, sakalım birbirine karışmıştı.Uzun bir süre bu halde devam etti.Beni bu karanlıktan Nietzsche kurtardı.Öfkemi paylaşmak hafifletmişti.Kitaplarımı kolileyip, kaldırdım.Bir süreliğine ayrılmalıydık.Zerdüşt gibi kendi küllerimden yeniden doğmaya karar verdim.
Yaz yaklaşmıştı.Bir arkadaşımdan animasyon işleri olduğunu öğrendim.Çocuklara yönelik programlar var dedi.Çocuklar benim beğenmediğim kültüre karşı kalkanımdır.Az da olsa güzellikten bir şeyler katabilmektir amaç.Onlar varsa ben de vardım tabi ki.Yeni iş ve eğlence derken rahatlamaya başlamıştım.Çevremde de eleyerek, seçerek, anlaşarak bir çevre oluşmaya başlamıştı.Rahatlamıştım.Kitaplarımı özledim, geri kavuştuk birbirimize.Yeni dönemde derslerime asılmalıydım artık iyice.Bir de ev tuttuk.
7.AŞAMA:Sürpriz!
Hayat bu noktada bana insanın şevki nasıl kırılır öğretti.Okulun internet sitesindeki yanlış anlaşılmaya açık bir ifadeden ötürü 15 kişiye yakın bir grup olarak harç yatırma zamanını yanlış anlamış, kaçırmıştık.Okulumuz sağ olsun bir dönem ne harçları kabul etti ne de bizi okula aldı. Zor bir durumdu fakat kadere bak deyip de oturup ağlayıp, kendimi bırakmadım. Çok daraldıkça Martin Eden’i hatırlayıp onda güç buldum.Hiçbirşey yapmadan ailemi maddi yük altına sokmak zoruma gidiyordu.Part-time işlerle zaman harcadım.O dönemi hayatımdaki tek kayıp zaman olarak görüyorum.Bu sebepten okulum da uzadı.2. dönemden itibaren okula asıldım.Artık derslerine giren, geçen bir öğrenciyim.
8.AŞAMA:Yolu görmek!
4. sınıftayım.Okulda Erim Hısım adlı, herkesin sevgisini ve saygısını kazanmış bir hocamız var.Bir tek ben samimi değilim sanırım.Seçmeli dersini alıyorum.Ders hoşuma gidiyor, ilgimi çekiyor.İK alanına sıcak bakmaya başlıyorum, araştırmaya girişiyorum.Tamam ben bu işi yaparım.Kararımı verdim, yolu gördüm.Danışman olacağım.Ancak bu zamana kadar kendi alanımla ilgili ciddi bir iş yapmamışım.Bu yüzden yaptığım onlarca staj başvurusunda klasik özgeçmişimde bunlar yazmadığı için görüşmeye dahi çağırılmıyorum.
Bir tek görüşmeye gittim.Arkadaşımın şirketin insan kaynakları bölümünde staj yapıyor olması sayesinde. Görüştüğüm uzmana bu işi neden yapmak istediğimi anlattım.Başarılı bir görüşme oldu.Uzun dönem stajyer aradıklarını biliyordum.Okul başlayana kadar yapabilirim dedim.Yalan söyleyebilirdim.Çok kolaydı ’’Okulum zaten uzadı çok az dersim var,hep sizinle devam edebilirim’’ diyebilirdim.Demedim.Kızdığım insan tipine dönüşmemeye hala kararlıyım.Uzmandan duyduğum ‘’Sen bu işi yaparsın,sakın peşini bırakma.’’ sözü benim için yeterli oldu.Zaman akıp gidiyor, farkındayım.Kendimi iş sahasında geliştiremediğim zamanı okuyarak teoride geliştirme çabasındayım.Hz. Muhammed inancıyla Hira dağında yaratıcısına nasıl kavuştuysa,Atatürk pes etmeyerek cumhuriyeti nasıl kurduysa ben kendime onları örnek alarak hedefime ulaşacağım.
9.AŞAMA:Eleştiri!
Siyasi, kültürel, tarihi, ahlaki konularda oturup da sohbet edemeyen, msn ve facebook başında okul bitiren kişiler amcaları ve dayıları sayesinde klasik özgeçmişlerini cazip hale getirdilerse işte bu da benim klasik olmayan özgeçmişim. Benim pozisyonumdaki birçok kişiyi temsil etmektedir.
çeşitlemeler kategorisinde yayınlandı